Ana sayfa - Editör - Başarının Yolu Fedakârlıktan Geçiyor / Hidayet Türkoğlu

Başarının Yolu Fedakârlıktan Geçiyor / Hidayet Türkoğlu

38-hidayet-turkogluBasketbola nasıl başladınız? Devamında milli sporcu olmak, NBA’de oynamak gibi amaçlarınız ve hedefleriniz var mıydı?
Bir gün ağabeyimi seyretmeye gitmiştim ve antrenörlerin bana tavsiyesiyle birkaç antrenmana katılmıştım ama o yaşta bu noktalara gelebileceğimi hiç düşünmemiştim. Ancak zaman geçtikçe bazı şeylerin farkına varıyordum. Bu da doğal olarak sizin düşüncenizi ve yol grafiğinizi değiştiriyor. Basketbola bir tesadüfle ve 11 yaşında başladım. Şu anki yaş ortalamasına baktığınız zaman geç başlamışım.

İşimi En İyi Şekilde Yapmaya Çalışıyorum.

NBA’de oynamak pek çok basketbolcunun hayali, ulaşabilecek maksimum nokta. Nasıl bir duygu?
NBA’de on dördüncü senem bitti. Şu an artık oranın bir parçası gibi hissediyor, çok uyum sağladığımı düşünüyor ve hiçbir yabancılık çekmiyorum. Ama ilk dönemlerde inanılmaz bir heyecan vardı, sonuçta farklı bir ülkeye gidiyorsunuz. Farklı bir organizasyon ve daha önce izleyip takip ettiğiniz dünyanın en iyi oyuncularıyla oynama ve antrenman yapma fırsatı buluyorsunuz. 3-4 ay ayaklarım yere değmiyordu, ben neredeyim, ne yapıyorum diye. Ama 3-4 ay sonra oraya alıştım ve işimi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Yanımda çok iyi insanlar vardı ve bana çok yardımcı oldular. Çok şükür ki şu an bu noktadayım.

Başarı İçin Gerekli Faktörler 

Başarılı insanlara hep sorarlar; “Başarınızın arkasında ne var? Disiplininiz mi, çok çalışmanız mı, işinizi çok sevmeniz mi?…” diye. Sizin başarınızın temelinde neler var?
İnanın “Ben çok disiplinliyim, çok çalışkanım, çok istekliyim, kendime çok güvenirim…” gibi tek bir cümle ile başarıyı temellendirmem çok zor. Zaten hepsi bir döngünün içerisindedir. Bunların bir tanesi bile olmasa elit bir noktaya gelemiyorsunuz. Kendinize bakmanız, doğal beslenmeniz, aile hayatınız, isteğiniz, bu işi severek yapmanız, normal sporculara göre eksikliklerinizin üzerine biraz daha zaman ayırmanız, kendinizi gerek fizik gerek randıman olarak geliştirmeniz gerekiyor. Bunların üstüne gidilirse ve kafa olarak da kişi kendisini bu doğrultuda disipline ederse inanıyorum ki sadece basketbolda değil, istediği her konuda herkes başarılı olabilir. Bir kere işini severek yapacak ve bunun zorluklarının farkına varacak. Doğal olarak iyi ya da kötü olduğu zamanlar olacak. İnşallah bizim gençlerimiz onları destekleyecek bir ağabey veya profesyonel bir destek alırlarsa bu periyodu daha kolay geçerler. Çünkü hepimiz inişli-çıkışlı bu periyotları yaşıyoruz. Önemli olan onu en kısa zamanda atlatıp yola devam etmektir. Hep söylediğim gibi, hem basketbol hayatımda hem aile yaşantımda hep doğru insanlar vardı ve her koşulda bana yardımcı oldular.

Peki, Türkiye’de basketbol altyapısını nasıl buluyorsunuz? Az önce bahsettiğiniz gibi hem aile hem de teknik olarak takımlarda genç oyuncular destekleniyor mu?
Önceden biraz daha altyapıya önem veriliyordu. Son zamanlardaki altyapıların gidişatı hiç ümit vermiyor diyebiliriz, özellikle genç arkadaşlarımız açısından. Çünkü ileriye yönelik bir gelecekleri olmadığı için şu an genç arkadaşlarımız gerçekten zor durumda. Yabancı oyuncu sayısının yeni haliyle gençlerimiz her geçen gün daha çok zorlanıyor. Tabi büyükleri olarak, gençlerimizin bu süreçten bu şekilde geçmeleri veya bununla karşılaşmaları bizi üzüyor. Çünkü sonuçta onlar da bir emek sarf ediyor ve belli bir yere gelmek istiyorlar. Ama ileriye baktıklarında, özellikle profesyonel anlamda 7 yabancı oynatmaya izin veren bir sistemle gençlerimizin gelişimleri ve bir noktaya gelmeleri çok zor. Dolayısıyla bu sistem değişmedikçe bizim altyapılarımız da gençlerimiz de çok sorun yaşayacaktır diyebilirim.

Basket hayatına daha ne kadar devam etmeyi düşünüyorsunuz? Türkiye’ye gelmeyi düşünüyor musunuz?
Amerika’da bir hedefim var, onu tamamlamak için de çok kısa bir zamanım kaldı. İnşallah kazasız geçirirsem 1-1,5 sezonluk bir periyodum olacak. Artık bu noktalara geldikten sonra bazı kariyer planları da çok önemli. O da benim kariyerim açısından çok önemli bir artı olacaktır. Bunu da başarmadan Türkiye’ye dönmek istemiyorum. Şu anda biz de büyüklerimiz tarafından sevilip sayılıyoruz ve takımlarında beni görmek istiyorlar. O periyodu atlattıktan sonra da en kolay kararı vereceğiz diyebilirim.

Amerika’dayken Türkiye’de neleri özlüyorsunuz?
Yemeklerini çok özlüyoruz. Çünkü mutfak tatları farklı. Sonuçta Türk mutfağının yeri bize göre her zaman ayrı olmuştur. Ama biz eşimle o değişik mutfağı da denemek, tatmak isteyen insanlarız. Ailemiz, çevremiz, arkadaşlarımız, burada yaşadığımız üç aylık güzel zaman dilimini, -Amerika’da geçirdiğimiz zamanla kıyasladığımda- Amerika’da 9 aylık zaman diliminde bir hafta bile yaşayamıyoruz. İşimizden dolayı çok seyahat ediyoruz, fazla maç yaptığımız için daha çok işimize konsantre oluyoruz. Ama ikisini bir şekilde idare etmeye çalışıyoruz. Oraya gittiğimizde işimize konsantre oluyor ve onu en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Buraya geldiğimiz zaman da hem özlem gideriyoruz hem de arkadaşlarımızla, ailemizle güzel vakit geçiriyoruz.

Hidayet Türkoğlu Basketbol ve Spor Okulları

Türkiye’de basket ve yüzme okulunuz var, çocuklara burada eğitim veriyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Hidayet Türkoğlu Basketbol ve Spor Okullarından çok keyif alıyorum. Yazın buraya geldiğim zaman birebir ilgilendiğim özel kamplar yapılıyor. Kamplarımızı genelde Çeşme’de yapıyoruz, bu sene beşincisi yapıldı. Bunu her sene değişik şehirlerde yapmayı planlıyoruz. Spor okullarımız Acarkent, Ümraniye’deki kendi tesisimiz, Saint Joseph’te olmak üzere 3 bölgede var. Amaç, öncelikle gençlere sporu sevdirmek, onları spora başlatmak, aralarından yapacağımız seçmelerle onları doğru spora yönlendirmek ve o sporda da en iyi eğitimi almalarını sağlamak. Çok şükür, şu ana kadar gayet iyi gidiyor. Bunu önümüzdeki yıllarda değişik çapta ve değişik bölgelerde de yapmayı planlıyoruz. O yüzden yazın geldiğimizde de büyük bir zamanımızı çocuklarla güzel vakit geçirmeye ayırıyoruz diyebilirim.

Başarının Yolu Fedakârlıktan Geçiyor

Basketbolu seven ve meslek olarak basketbolcu olmak isteyen gençlere neler tavsiye ediyorsunuz? Ne söylemek istersiniz onlara?
Eğer basketbolu seçtilerse öncelikle bu işi gerçekten severek yapmaları gerekiyor. Hayatta bazı şeyler için her zaman fedakârlık yapmalarının şart olduğunu bilmeleri veya bunu birilerinin söylemesi gerekir. Çünkü belli noktalara kolayca gelinmiyor. Öncelikle bu arkadaşlarımızın neyi istedikleri çok önemlidir. Nasıl bir oyuncu olacaklar ve hangi yerlerde olmak istiyorlar? Üst seviyelerde olmak istiyorlarsa bunun belli bir fedakârlığı vardır. Belli bir sürece erişene kadar yaşamınızı maksimum disipline edip kendinizi resmen bir kampa almanız gerekiyor. Yemenizden, içmenizden, fiziksel olarak kendinize yapmış olduğunuz yatırımdan, temel eğitim olarak yaptığınız çalışmalardan, kendinize olan güveninizden psikolojinize kadar her şeyin dört dörtlük olması gerekiyor. Mutlaka inişli-çıkışlı periyotlarınız olacaktır ama hiçbir şekilde sizi o yoldan caydırmayacak seviyede olması gerekir. İnşallah bu süreçte gençlerimiz de onları iyi eğitecek ve doğru yolu gösterecek insanlarla karşılaşırlar. Ayrıca satranç gibi her şeyin aynı doğrultuda yürümesi gerekiyor. İnanıyorum ki genç arkadaşlarımız bu düşüncelerde olurlarsa iyi eğitmenlerle çalışırlarsa istedikleri noktalara gelirler.

Amerikan basketboluyla Türkiye basketbolunu ana hatlarıyla karşılaştırabilir misiniz?
Avrupa ve Türkiye basketbolu, her geçen gün gelişen ve kalitesi artan bir lig durumuna geliyor. Ama NBA çok farklı bir durumda diyebiliriz. Çünkü NBA’nin dünyanın en iyi liginin olduğu ve dünyanın en iyi oyuncularından kurulu bir lig olduğunu herkes biliyor. Her geçen gün NBA’ye Avrupa’dan gelen çok kaliteli genç arkadaşlar ve oyuncular var. Hepsi uyumlu olarak hareket ediyor. Biz profesyonel basketbolcu olarak NBA’de oynayabiliriz ama burayı da takip ediyoruz ve buranın her geçen gün geliştiğinin farkındayız. Ama NBA’le aynı seviyeye gelmesine biraz daha zaman var diyebiliriz.

Elit Oyuncu, Zekâsı ve yeteneğiyle farkını hissettiriyor

İyi bir basketbolcunun, iyi bir basket oynamanın bir düşünme sistematiği olduğunu ileri sürebilir misiniz?
Tabi ki oyun zekâsı gerekiyor, bu bir gerçek. Fiziksel olarak ne kadar başarılı olsanız da zekânız yetmiyorsa belli bir yerde doğal olarak tıkanıyorsunuz. Bazen boy ve yetenek oluyor ama oyun zekası olarak biraz sıkıntı yaşayanlar olabiliyor. Zaten oyun içerisinde veya takımla birlikte hareket etmeye başladığı zaman bunun farkına varıyorsunuz. Diğerleri de kaliteli oyunculardır ama elit bir kısım kendisinin farklı olduğunu ya oyun zekâsıyla ya da yeteneğiyle mutlaka hissettiriyor ve doğal olarak başarı grafiği gittikçe yükseliyor.

Her fırsatta aileme zaman ayırıyorum

Çok yoğun çalışanların dinlenmek için bir hobileri oluyor. Sizin basketbol dışında böyle bir hobiniz veya ilgilendiğiniz konu var mı?
İki kızım var ve benim en büyük hobim onlarla vakit geçirmek. Çünkü gerçekten çok yoğun bir tempo içerisindeyiz. Yaklaşık 7-8 aylık bir periyodun 4 ayı hep şehir dışında geçiyor. Diğer 4 ay her ne kadar evde de olsak tekrar bir tempo içerisindesin. Sabah antrenmanınız, akşam maçınız oluyor. İster istemez çocuklarınızdan ve ailenizden ödün vermeniz gerekiyor. Ben de her boş zamanımda onlarla daha çok vakit geçirerek o arayı kapatmaya çalışıyorum. Çünkü çocukların, küçük yaşta hep akıllarında kalanlarla büyüdüklerine inanıyorum. Ben de çocuklarımın aklında, onlarla birlikte vakit geçiren, onlara zaman ayıran ve oyun oynayan bir baba olarak hatırlanmak istiyorum. Benden büyük ağabeylerimin basketbol oynarken çocukları vardı ve o periyodu çok kopuk yaşadılar. Bu da beni her zaman üzmüştür. Ben de aynı kopukluğu yaşamamak ve yaşatmamak için bunu bir şekilde kapatmaya çalışıyorum. Tabi ki arkadaşlarımla oturup bir yerlerde sohbet etmek istiyorum ama birinci hedefim, düşüncem hep ailem olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.