Ana sayfa - Son Sayı - Aydınlık Savaşçıları Yahya (Dennıs Johanneson) İsveç / Yönetmen Mustafa Ablak

Aydınlık Savaşçıları Yahya (Dennıs Johanneson) İsveç / Yönetmen Mustafa Ablak

Benim adım Dennis Johanneson’dı. Müslüman olduktan sonra Yahya adını aldım. Küçük bir İsveç şehrinde doğdum. 20.000 nüfuslu bir şehirdi. Doğduğum yerdeki insanlar çiftçilikle uğraşıyorlardı. Annem Annita Johanneson, 1960 doğumlu. Yaşadığımız yere küçük bir İsveç şehrinden gelmiş. Onun çok iyi bir ailesi var. Büyükannem ve büyükbabam onu çok seviyorlar ve çok güzel yetiştirmişler.

İsveç’teki insanların ekonomik güçleri çok iyi. Fakat toplum İslam’dan uzak olunca, ister çok paranız olsun, ister çok bilginiz olsun fark etmiyor, mutsuzsunuz. Bu yüzden Avrupa’nın ya da Amerika’nın maddi olarak çok gelişmiş olması, onları kurtarmıyor. Ruhlar huzura ermeyince kişi hiçbir şekilde mutlu olamıyor.

Okul hayatım boyunca yazları çalıştım. On sekiz yaşımda gerçek bir işe girdim. Bu işim sağlık hizmet sektörü ile ilgiliydi. Ailem de rehabilitasyon merkezinde çalıştığı için bu iş bana daha yakın geldi. Hem de insanlara yardım etme fikrini sevdim. Evlerinde yaşlılar ve hastalara bakıyorduk. Hastaların ilaçlarını vermek, doktora götürmek, gazetelerini okumak gibi işlerdi. Onlar için gereken neyse yapmaya çalışıyorduk. Böylece üniversite masraflarımı da karşılıyordum.

Yaşlı insanlarla çalışmayı çok seviyordum. İşimle ilgili sorumlulukları fazlasıyla taşıyordum; onları hastaneye götürüyordum, yemek yapıyordum. Yani görevim olmayan birçok şeyi de zevkle yapıyordum. Onlarla arkadaşlık bağı kurdum. Ancak onların durumlarını görmek bende büyük değişimlere neden oldu.

“Ölüm” Kavramıyla Yüzleşme

Yaşlıların içinde bulundukları bu acziyeti görmek beni derinden etkiledi. Hepimiz hiç ölmeyecek gibi yaşıyorduk ama mutlaka ölecektik. Baktığım birçok kişi zamanla hayatını kaybetti. O zaman anladım ki hiçbir şey boş yere olamaz. Bir bebek olarak geldiğimiz bu dünyada birçok evreden geçiyoruz ve sonunda gençken veya yaşlanarak ölüyoruz. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama içimde Tanrı’nın varlığını hissettim. Ben 19 yaşımda Tanrı’ya inanmaya başladım, fakat büyük bir problem hala duruyordu; bir Tanrı’nın var olduğunu biliyordum fakat ben O’nu henüz bulamamıştım. Nerede bulacağım hakkında da fazla bilgim yoktu ama bulmaya kararlıydım. Ve biliyordum ki; Tanrı varsa ve bu kadar muhteşem bir kâinat yaratmışsa bizi başıboş bırakmış olamaz. Mutlaka bizi doğruya götürecek ipuçları göndermiş olmalıydı ve ben bunu bulmalıydım. “Hayatın anlamı neydi?” Bütün kalbimle bu sorunun cevabını bulmayı arzuluyordum.

19-20 yaşlarımda araştırmaya başladım. Tanrı’ya giden yolu bulmak istiyordum fakat nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyordum. Önce yakınımdaki eski bir İsveç kilisesine gittim. Çünkü ailem Hristiyan’dı ve Hristiyan bir toplumda yaşıyorum. Elbette öncelikle bu dini araştırdım. Doğrusu çok fazla bir şey hissetmedim. Sorun belki bendedir diye düşünerek bir Ortodoks kilisesini ve daha sonra bir Katolik kilisesini ziyaret ettim. Oradaki insanlarla konuştum ve İncil’i okumaya başladım. Bazı önemli insanların kitaplarına ulaştım ve okudum. Fakat Hristiyanlık bana göre değildi. Hem ruhumla hem de bilimle örtüşmüyordu. Bu yüzden bir Hristiyan olmayı hiç düşünmedim. Çok otantik bir din arıyordum; kolay öğrenebileceğim bir din olmalı, her şey apaçık olmalıydı. Çünkü bizi yaratan Tanrı anlayamayacağımız bir din göndermiş olamazdı. Hinduizm ve New age ile ilgili okudum. Budizm hakkında da araştırmalar yaptım ama aradığım bu değildi. Sonuçta, birkaç yıl araştırdım, okudum, farklı kiliseler ile ilgili araştırmalar yaptım. Katolikler, Ortodokslar ve İsveç’te en yaygın olan Protestan kilisesini inceledim. Yahudilik ve yerel dinler üzerine çalıştım… Çok okudum ve okuduğum bu konular bana çok mantıklı ve anlamlı gelmedi. Bir süre sonra kendimi de suçladım; belki ben anlamıyorum, belki daha sonra anlarım, diye düşündüm.

Hristiyanlıkta Aradığı “Hayatın Anlamı”nı Bulamayan Yahya Johanneson Dennis’in İslam’ı Araştırmaya Başlaması

Daha sonra İslam’ı araştırmaya karar verdim. İslam ile ilgileniyordum ve bazı kitaplar okudum. Önce Kur’an-ı Kerim okumam gerektiğini bilmiyordum ve İslam’la ilgili farklı kitaplar aldım. Tasavvuf ile ilgili eserler okudum. İslam psikolojisi bana çok anlaşılır ve yakın geliyordu. Sadece tek ilaha inanış, teolojide çok güzel ve kolay anlaşılıyor. İlk olarak İslam’daki “Tek Allah” inancına hayran kaldım. Oğlu olmayan ve başka hiçbir güce muhtaç olmayan, kuvvetli ve kudretli bir Yaratıcı. Bu gerçekten mükemmel ve çok mantıklı bir dindi. Doğrusu İslam’ı okumaya başladığım andan itibaren beni adeta bambaşka bir boyuta sürükledi ve her geçen gün hayranlığım arttı.

İslam’la ilgili tüm okuduklarım beni çok etkiledi. İslamiyet çok açık ve net bir din. Hristiyanlıktaki gibi bir papaza ihtiyacım yok. Fakat bir din seçmek çok kolay değil, gerçekten zor ve önemli bir karar. Bundan daha fazlasına ihtiyacım vardı. Kendisinden bilgi alabileceğim ve sorular sorabileceğim Müslümanlarla tanışmak istiyordum. Araştırdım ve İsveç’te yaşayan Müslümanları buldum.

İsveç’te Müslümanlar

O zamanlar İsveç’te mescitler çok yaygın değildi, Müslümanlar daha çok evlerde toplanıyorlardı. Ben de Müslümanların olduğu bir ev öğrendim ve oraya gittim. Orada şimdiki tasavvuf hocamla tanıştım. İlk gidişimde çok heyecanlıydım ve biraz da gergindim. Ancak beni evinde o kadar güzel karşıladı ki, tüm tedirginliğim geçti. Bana saygı ve merhametle bakıyordu, bakışları çok etkileyiciydi. Bana yemek ikram etti ve yemekten sonra muhteşem bir dua etti. Sanki onu yıllardır tanıyordum ve çok özlemiştim. Bana birçok kitap verdi ve ben onları kısa sürede bitirdim. Sık sık sohbet etmek ve fikirlerimizi paylaşmak için evine gitmeye başladım. Ayrıca onların zikir yapmalarına ve namaz kılmalarına şahit oluyordum. Benim için çok hızlı ve çok muhteşem bir değişim süreciydi.

Dennis Müslüman Oluyor

Bir gün yemek yerken, artık kelime-i şehadet getirmek istediğimi söyledim. O akşam orada elhamdülillah Müslüman oldum. İslam çok açık ve net bir din olduğu için çok fazla beklememe gerek yoktu. Daha sonra arkadaşlarımla birlikte Müslüman oluşumu kutladık. Bana bunu nasip eden Allah’a sonsuz şükürler olsun.

İslam’ı seçtiğimde, günlerdir aç kalmış bir insanın yemeklere saldırması gibi, her şeyi bir anda öğrenmek istiyordum. İslam akaidi (imani bilgiler) hakkında bilgi edinmiştim ama nasıl ibadet edeceğimi çok iyi bilmiyordum. Allah razı olsun, hocam bana bunları öğrenmem için kitaplar verdi ve uygulamalı olarak da gösterdi.

Allah’ın Emri Namaza İttiba

Elbette bütün kuralları hayatınıza bir anda tatbik edemezsiniz. Bazıları daha kolayken bazıları daha yavaş olabiliyor. Örneğin ben ailem sayesinde daha önce de alkol almazdım ve bu benim için çok kolay oldu. Fakat namaz için daha fazla çalışmam gerekiyordu. Çünkü bazı vakitler çok az zamanım kalıyordu. Bazen çok yoğun çalışırken yetiştiremiyordum ve daha sonra kılıyordum. Fakat yaklaşık bir yıl içerisinde vaktimi namaza göre planlamayı öğrendim. Müslüman olduktan yaklaşık bir yıl sonra namazlarım tam anlamıyla düzene girdi hamdolsun. Namaz vakitli bir ibadettir ve vaktinde kılınması gerekir. Bunun için kendimizi zorlamak zorundayız. Nasıl yemek yemek, duş almak, kitap okumak veya diğer şeyler için zaman ayırıyorsak, namaz için de ayırmak zorundayız. Kimse vaktim yok diyerek namazı terk edemez. Bunu bize Allah emretti ve bu demek oluyor ki herkes vakit bulmalı.

Allah İle Buluşma Anı; Namaz

Namaz şüphesiz çok önemli, dinin direği. Allah’ın huzurunda boyun eğmek ve sadece ama sadece Allah’a kul olduğunu hissetmek. Namaz, gerçekten Allah ve kul arasında çok özel bir ibadet. Adeta bir buluşma noktası. İlk zamanlar öğlen namazımı kılıyordum ve heyecanla ikindiyi bekliyordum. Sonra akşamı ve yatsıyı beklerdim. Yine heyecanımı kaybetmedim hamdolsun ama hep kendimizi tazelememiz gerekiyor. Bazen vakit çok dar oluyor, herkesin bununla savaşması gerek. Namazın çok fazla şifası vardır. Zamanında gelmek, namazdan önce biraz beklemek çok iyi oluyor. Bunun çok daha faydalı olduğuna inanıyorum. Namaz üzerinde düşünmek, biraz beklemek, zikir yapmak ve kendini o pozisyonda düşünmek gerekiyor. Neden oradasın, neden namaz kılıyorsun, bunları düşünerek kılmamız gerekir yüce namazı. Psikolojik olarak bir hazırlık yapmış oluyorsunuz. Zaten abdest de hem maddi hem de manevi bir hazırlıktır namaz için. Nasıl insanlar spora gidiyorlar, bir sürü aktiviteleri var, ısınıyorlar önce, o şekilde biz de namaz için hazırlıklı olmalıyız. Bir de istiğfar çok önemlidir, namazdan önce muhakkak yapmamız lazım. Ben İslam’a ilk girdiğimde çok mükâfatlar aldım ama çok zor anlarım da oldu. Böyle zamanlarda enerjimi yeniden kazanmak için hep namaz kıldım. Elhamdülillah namaz kılarak her seferinde azalan motivasyonumu güçlü bir şekilde yeniledim.

İslam’ı Anlamak İçin Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Hayatını Anlamak Çok Önemli

İslam’ı anlamak için Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hayatını anlamak çok önemli. Allah, kendisine ibadet etmemizi emrettikten hemen sonra Resulü’ne itaat etmemizi emrediyor. Resulü’ne itaat de ancak onu anlayarak ve onun gibi yaşayarak olur.

Bazı insanlar Peygamberimiz’i (s.a.v.) tanımıyorlar, anlamıyorlar. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını dikkatle okursak, onda bizim için çok değerli örnekler var. O gerçekten muhteşem bir şahsiyet. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) özel hayatında eşlerine yardım ediyordu, onlarla şakalaşıyordu, yarışlar yapıyordu. Komşularını çok gözetiyordu ve onlara ikramda bulunuyordu. Her zaman insanlarla konuştuğunda onlara verirdi, karşısındakine çok anlayışlı, dikkatli ve merhametli yaklaşırdı. Herkese bilgi verdi, öğütler verdi ve İslam’ı öğretti. Merhamet ile yaklaşıyordu insanlara, saygısız biri olsa bile kendisi saygılı ve yüz yüze bakarak cevap verirdi her zaman. Onun zamanında bir cenazede kendisi ayağa kalktı, bir Yahudi’nin cenazesiydi. Yanındakiler sordular neden ayağa kalktığını. Kendisi cevap verdi; “Bu insanın da bir ruhu vardır, saygı duymamız gerek.” dedi. O gerçekten mükemmel bir şahsiyet.

İslam Dünyasında Gruplaşma

Benim görebildiğim kadarıyla Müslümanlardaki en önemli problem çok fazla grubun olması. Özellikle yeni Müslüman olanlar için bu büyük bir problem. Çok fazla grup var. Çoğu aralarında problem ve tartışma yaşayabiliyorlar. Elbette kusursuz olan İslam’dır, Müslümanlar değil. Din kusursuzdur ama dinin mensubu kusursuz olamaz. Müslümanlar da sonuçta insandırlar ve hata yapabilirler. Ancak İslam’a yeni gelen insan, İslam’ı öğrenmek istiyor.

Allah’ın İpine Sımsıkı Sarılıp Bölünmeden Yaşamak

İslam çok açık ve net kuralları olan bir din. Allah bize bölünüp parçalanmamamızı emrediyor. Hepimiz kardeşiz ve bu bilinçle yaşamalıyız. Ufak farklılıklarımız olsa da temelde aynı inanca sahibiz ve bizler Elhamdülillah Müslümanız. Elbette bir mezhep seçilmesi gerek ve ben de mezhebimi seçtim. Fakat bunun için tartışmamamız gerekiyor. Hele ki yeni Müslüman olan kişilerin yanında tartışmak hiç doğru değil. İslam’da beni en çok etkileyen şey bilgilerin basit yani kolay anlaşılır olması, akla ve tecrübeye uymasıydı. Bu kadar mükemmel bir dine mensupken birbirimizle tartışmak hatasına düşmemeliyiz.

Evrensel Din İslam

Gerçek din bu, bütün insanlara hitap eden, evrensel bir din İslam. Kimse yüzde yüz doğru olamaz, kimse mükemmel değildir. O şekilde biraz anlayışlı davranarak birbiri ile anlaşmak gerek. Bazı insanların farklı düşündüklerini kabul etmek gerek. Birbirimizdeki güzel yönlerimizi örnek almamız gerek. İslam sayesinde kardeşler olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Kardeşler birbirine nasıl davranıyorsa öyle davranmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.