Ana sayfa - Son Sayı - Aydınlık Savaşçıları Abdullah – Ukrayna / Yönetmen Mustafa Ablak

Aydınlık Savaşçıları Abdullah – Ukrayna / Yönetmen Mustafa Ablak

Ukrayna, 45 milyonluk nüfusu ve geniş topraklarıyla tamamı Avrupa’da bulunan ülkelerden en geniş Avrupa ülkesidir. Çoğu zaman Ruslarla karıştırılan Ukraynalılar, aslında farklı bir millet. Ukrayna’nın Çernigov şehrinde doğan Abdullah 26 yaşında ve şu anda Ukrayna’nın başkenti olan Kiev’de yaşıyor. Ailesiyle beraber çocukluğunu bu şehirde geçiren Abdullah, küçük yaşlarında Hristiyan geleneklerine göre vaftiz edilir. Boks, yüzme ve ata binme sporlarıyla uğraşan Abdullah; üniversite de çevre bilim bölümünden mezun olur. Şimdilerde internet mağazacılığı yapan Abdullah ile Ukrayna’nın başkenti Kiev de soğuk bir kış günü buluştuk.

Rus Anne ve Ukraynalı Baba ile Başlayan Hayat

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.

Adım Abdullah. Ukrayna’da doğdum. Annem Rus, babam Ukraynalı. Dedelerim ve ninelerim Rusya doğumluydular. Onlar artık hayatta değiller. Elhamdülillah çocukluğumda her şey çok güzeldi. Yazın bol bol yüzer, kış aylarında da kayak yapardık. Bazen ebeveynlerimiz bizi ninemizin yanına gönderirdi. Eskiden bahçemiz vardı. Kendi ellerimizle ekip biçiyorduk orayı. Bitkilerin nasıl yetiştiğini ve olgun hale geldiğini seyrediyorduk. Annem ve babamla sık sık o günleri hatırlarız. Eskiden bahçeye gittiğimizde, ben çok yorulurdum ve bana bir at almalarını isterdim. At tutkum o zamanlar başlamış. Atları çok seviyorum ve fırsat buldukça ata biniyorum. Bir erkeğin bunları bilmesi çok önemli. Çocukluk yıllarımdan güzel hatıralarım var.

Annem ve babam 1985 senesinde, ikisi de Kırım’da tatildeyken tanıştılar. Sonra mektuplaştılar. En sonunda babam annemi Ukrayna’ya çağırdı ve evlendiler. Yirmi altı sene sonra bu olay yine tekrarlandı. Benim eşim de Rus ve şu anda Ukrayna’da yaşıyoruz. Aslında Ruslarla birbirimize çok benziyoruz, bundan dolayı birbirimize dargın değiliz ya da olmamalıyız.

Liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazandım ve okula devam ettim. Aynı zamanda diğer gençler gibi sporla uğraşıyordum. Kendimi birçok alanda denedim. Boks, yüzme ve ata binme sporlarıyla uğraştım. Üniversitede “Çevrebilim” bölümünden mezun oldum. Okulu seviyordum ve gayet başarılıydım. Ama üniversiteyi bitirdikten sonra kendi alanımda çalışmadım. Şu anda kendi internet mağazam var ve orada spor ayakkabı satıyorum. Allah’a şükürler olsun geçimime yetecek kadar para kazanıyorum.

Ukraynalı Genç Hayatı Sorguluyor

Öğrencilik hayatımız gayet sakin geçti. Herkes istediğini yapıyordu. Dersler tabii ki vardı ama fazla yoğun değildi. Kimse fazla çaba sarf etmiyordu. Sadece bilgi veriyorlardı ama detayları istiyorsan kendin araştıracaktın. Çocukluğumdan beri bazı konular benim dikkatimi çekiyordu. Bizi yaratan kim? Niye ve nasıl yaşıyoruz? Ölünce nereye gideceğiz?

Annem ve babam çoğu Ukraynalı ailede olduğu gibi sorgulamadan Hristiyanlığı yaşıyorlardı. Küçük yaşımda beni vaftiz ettiler, Paskalya Bayramını öğrettiler. Ama onlar da bazı sorulara cevap bulamıyorlardı. Ukrayna toplumunda bazen din adına, bazen gelenek olarak yapılan uygulamalar vardı. Fakat onlar, bu dinî veya örfî uygulamaların sebep ve sonuçlarını bilmiyor ve açıklayamıyorlardı.

Büyüdükçe ben de kendi kendime sormaya başladım. Niye kiliseye gidiyoruz? Papaz kendisi günahkâr ise nasıl benim günahlarımı affedebilir? Bunun gibi soruları düşünüyordum. Sorulara cevap bulamayınca İslam dini ile ilgilendim. Araştırmaya başladım. Kur’ân-ı Kerîm’i Rusça mealinden okuduktan sonra sanki gözlerim ve kalbim açıldı. İki sayfa okuduktan sonra daha da ilgimi çekti. Öğrendikçe daha yeni bilgiler öğrenmeye çalıştım. Üç sene önce, yirmi üç yaşımdayken İslam dinini kabul ettim.

Hristiyanlıkta aradığım sorulara cevap bulamıyordum. O din bize ne şekilde ilerleyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı tam olarak söyleyemiyordu. Her cevapta mutlaka bir soru vardı. İnsanlara bazen soruyordum “Paskalya ne bayramı, Noel Bayramı nereden geldi, İsa nasıl doğdu?..” İnsanlar bunun İncil’de yazıldığını söylüyorlardı. Ben ise öyle bir şeyin İncil’de olmadığını, İncil’in insanlar tarafından yazıldığını anlatmaya çalışıyordum. İnsanlar anlamadan, bilmeden bazı şeyleri yapıyorlardı. Eskiden gelen örf ve adetlerle hayatlarına devam ediyorlardı. Önceden ben de aynı şekilde yaşıyordum. Yeni Yıl Bayramı, Noel Bayramı ve diğer bayramlar kutlanıyordu. Niye kutlanıyordu? Kimse bilmiyordu, dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yapıyordu. Biz de böyle yapıyoruz. Bir şeyler anlatmaya çalışırken herkes yaşımdan dolayı bana ters tepki veriyordu. Kimilerine göre bizim gibi gençler yaşlılara akıl veremezler. Hepsi değil, bazıları dinlerler, doğru bulurlar. Ama “Bizi böyle yetiştirdiler.” klasik cevabını vererek bildiklerinden vazgeçmezler.

Kiev’de Yeniden Doğan Hayatlar

İslam’ı hemen kabul etmemiştim. Çok saygı duyduğum bir arkadaşıma, hayatta bazı şeyleri anlamadığımı söylemiştim. Genellikle gençlerin sıkıntıları, özel hayat sorunları bir listeyi dolduracak kadar çok soruları olur. Bana sadece iki kelimeyle cevap verdi: “Kur’ân’ı oku”.

İnternetten bir şeyler indirdim. Belki de indirmemem gerekiyordu, çünkü gereksiz birçok bilgi de vardı. Onların yüzünden bazen asıl bilgiye ulaşamıyorsunuz. Ama Elhamdülillah, Allah beni ihtiyaç duyduğum bilgiye ulaştırdı. Kur’ân-ı Kerîm’i iki sayfa okudum. Her gün ikişer sayfa okumaya başladım. Ama orijinalini görmeyi istedim. Elimde tutmayı ve belki Arapça okuyabilmeyi istedim. Kiev’de bulunan camiyi buldum ve oraya gittim. Beni karşıladılar ve camiyi gösterdiler. Artık İslam’ı kabul etmeye hazır olduğumu hissediyordum. Orada şehadet getirerek İslamiyet’i kabul ettim. Daha önceden buna hazırlıklıydım. İslam’ın bir terör, savaş dini olmadığını aksine barış dini olduğunu anlamıştım. Konuşarak ve ayetleri okuyarak birçok şeyi anlatabileceğin bir dindir. Eğer biri söz ile anlatılmak isteneni anlamıyorsa daha sonra Allah onun kalbini mutlaka açacaktır. Bir de İslam dininde tek yaratıcı olduğunu öğrenince çok sevindim. Yaratıcı ile kul arasına papazların olmaması, ikonların ve mumların yakılmaması beni çok şaşırttı. Eskiden hayatımız boyunca bize verilen başka bilgiler, örf ve adetlerimiz bunları anlamayı biraz engeldi. Ama sonra olması gerekenin İslam olduğunu anladım. Müslüman kardeşlerimle tanıştım. Elhamdülillah, Allah beni çok doğru insanlarla karşılaştırdı. Din kardeşlerim günahtan uzak durmaya ve diğerlerini de uzak tutmaya çalıştıkları bir cemaat oluşturdular. Zaman geçtikçe yeni bilgilere ulaşıyorum, yeni şeyler öğreniyorum. Yeni açılan camide verilen derslere gidiyorum. Elhamdülillah, çok iyi bir cemaat içindeyim. İnsan hayatı boyunca farklı imtihanlarla ve sıkıntılarla karşılaşabilir. Ama cemaat ona destek verecek ve yardımcı olacak çok önemli bir kurumdur.

İslam’ı Kabul Ettikten Sonra Çevreden Gelen Tepkiler

İslam’ı kabul ettikten sonra insanların tepkileri çok farklıydı. Annem ve babam bana terörist mi olduğumu, savaş için mi hazırlandığımı sordular. Öyle olmadığını anlatmaya çalıştım. Sadece Allah’a inandığımı ve ona doğrudan ibadet ettiğimi açıkladım. Onlar benim tercihimi hâlâ kabul etmiş değiller. Yine konuştuğumuzda ve buluştuğumuzda ben İslam hakkında onlara bilgi vermeye çalışıyorum. Bazen anneme başörtü giyerse daha güzel olacağını söylüyorum.

Önceden konuştuğum ve arkadaş olduğum insanlar ise Müslüman olmamı normal karşıladılar. Benim tercihime saygı gösterdiler. Ancak İslam’da bulduğum destek ve arkadaşlık çok çok daha büyüktü. Müslüman olmadan önceki, cahillik dönemimdeki arkadaşlıklarımla kıyaslanamaz. Böyle bir desteği hiçbir yerde bulamazsınız. Allah’ın yardımıyla edindiğiniz Müslüman arkadaşlar para veya çıkar karşılığında değil, Allah rızası için size yardımcı oluyorlar. Gerçek hayat ortamında İslam’ın insanı daha güçlü yaptığını görebiliyorsunuz. Din konusunda Müslüman olduğumu öğrenince soru sormaya başlıyorlar. Ancak kimse saldırgan davranmıyor. Ukrayna’da artık herkes İslam hakkında yeni bilgiler ediniyor ve yavaş yavaş öğreniyor. Ama yine de birçok kişi İslam’ın ne olduğunu ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kim olduğunu bilmiyor.

Abdullah İyiliği Emredip Günahlardan Kaçınıyor

Dünyada Müslüman sayısı çok fazla şükürler olsun. Ama Müslümanlar tek cemaat, bir vücut, bir beden olmadıklarından dolayı bazı sıkıntılar yaşanmaktadır. Dünyada bir milyardan fazla Müslüman var, yani her altı kişiden biri Müslüman. Ama bunu hissedemiyorsunuz. Çünkü artık Müslümanların inancını bazı dış faktörler etkiliyor. Müslümanlar dağınıklar, bir bütün değiller. Bundan dolayı dünyanın farklı köşelerinde bazı üzücü olaylar yaşanıyor. Bizler Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet yoluna geri dönmeliyiz ve bu yoldan şaşmamalıyız. Olan olaylar aslında Müslümanların doğru yoldan saptıklarının göstergesidir. Bazen günahları çok ufak görürüz oysa Allahu âlem, belki de bu ufak günahlardan dolayı cehenneme gidebiliriz. Kur’ân’a ve sünnete uygun yaşarsak ancak o zaman cennete gidebiliriz.

İslam’ı tamamıyla yaşamamaları, sadece istedikleri kısma uymaları bu tür olayları ortaya çıkarıyor. Geriye kalan terör ve saldırı olaylarıyla ilgili de sadece şunu söylemek istiyorum: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her şeye rağmen insanlara barışın anlatılmasından yanaydı. Ne terörle ne de saldırılarla İslam’ın bir ilgisi yoktur. Olan olayların ne için yapıldığını biraz düşünürse herkes anlar.

Doğuyla Batı Arasında İslam

Doğu ile batı arasındaki fark insanların yürüyüşlerinden, konuşmalarından belli oluyor. İnsanların Avrupa’da ya da doğuda yaşayıp yaşamadığı ayrımı belli oluyor. Tabii ki Doğu ülkelerinde de çok çeşitli yönde gelişen topluluklar var. Ama aradaki fark çok bariz olarak görünüyor. Avrupa’da caddede rahatlıkla içki içebilirler, küfürlü konuşabilirler ve neredeyse her yerde bu vardır. Ukrayna’da da durumun bu olduğunu üzülerek söyleyebiliriz. Ukrayna’daki durumu anlatacağım, çünkü burada yaşıyorum ve bunları görebiliyorum. Birçok insan İslam, Müslümanlar ve Peygamberimiz hakkında çok az şey biliyor. Bundan dolayı herkes bizi terörist veya saldırgan biri zannediyor. Niye mi öyle? Çünkü çok az anlatıyoruz. Oysa ebeveynlerimize, kardeşlerimize, ablalarımıza, dostlarımıza ve komşularımıza İslam’ı anlatmalıyız.

Elhamdülillah, Müslüman sayısının Ukrayna’da çok fazla olduğunu söyleyebilirim. En azından dışarıdan gelen insanların zannettiğinden çok daha fazla olduğunu biliyorum. Cemaatler çok büyük ve güçlüdür. Daha fazla tebliğ yapılmalı. En az bir İslamî televizyon kanalı olmalı. Gazeteler ve dergiler yayınlamalıyız. Bütün medya kanallarının Müslümanlık hakkında bilgi vermesi gerekiyor. Çünkü İslam Ukrayna’da içe kapalı ve bilinmemektedir. İnsanlar başörtülü bir bayanı gördüğünde Müslüman olduğunu anlıyor ama şaşkın şaşkın bakıyorlar. Bunun çok kötü bir durum olduğunu bilmek gerekiyor. Müslüman kadınların baskıyla örtündüğünü düşünüyorlar. Aslında Müslüman bir kadının kararını kendisinin verdiğini öğrenmeleri gerekiyor.

Abdullah Her Fırsatta İslam’ı Anlatmaya Çalışıyor

İslam’ı insanlara daha fazla anlatmalıyız. Elhamdülillah şu anda öyle bir imkânımız var. Gazete, broşür ve Kur’ân-ı Kerîm’in mealini yayınlayarak insanlara dağıtıyoruz ve anlatıyoruz. Bazı konular insanların ilgisini çekiyor. Bazen broşürü alıyorlar, Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) soruyorlar. Biz de uzun uzun anlatıyoruz. Böylece insanlar yeni bilgilerle artık bizi daha iyi ve rahat algılıyorlar. Birçok potansiyel Müslüman etrafımızda dolaşmaktadır. Sadece onlara yalanların aksine İslam’ın barış olduğunu, iyilik, ve günahlardan uzak durmak olduğunu anlatmalıyız. Bilgi isteyen, bilgiyi arayan bir insan için sizin anlattıklarınız bir kaynaktır. O kaynaktan mutlaka daha da fazla bilgi almak ister. İslam’ı kabul ettikten sonra hayatım tamamen değişti. Aynı yıl istediğim ve aradığım bir iş buldum. Kazandığım para kendime ve aileme bakmama yetiyor. Çevrem daha da geniş oldu ve insanlar beni farklı yönden tanıdı. Artık Müslümanları bir silahla değil, çalışan ve hayatında yapmak istediklerini bilen biri olarak görüyorlar. Çoğu kişi, genç bir insanın hayatını örnek göstererek, İslam’ı anlatırken pozitif algılıyor. Bazen farklı insanlarla da karşılaşılıyor. Bazı ateistler ve koyu Hristiyanlar sizi dinlemiyorlar bile. Ama genel olarak bizim insanlarımız daha yumuşak ve iyi niyetliler.

Kur’ân-ı Kerîm ve Kulluk

Kur’ân-ı Kerîm bir ilaçtır, bir kurtuluştur. Bazen çok dertli olduğunuzda elinize alırsınız onu ve tüm sıkıntılarınız gider, tüm dertleriniz sanki yok olur. Ama Kur’ân-ı Kerîm’i sadece kötü zamanlarda değil, iyi zamanlarda da açmalısınız ve okumalısınız.

“Ben cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye yarattım.” Allah’ın bu ayetleri, tüm insanlara, kendi isteklerine göre yaşamak isteyenlere bir nasihattir. Eşi olmayan bir hayat tarzıdır.

İki kız kardeşim var. İkisi de benden büyük. Allah bağışlasın, birinin çocuğu var. Maalesef onlar henüz İslam’ı kabul etmiş değiller. Umarım bir gün İslam’ı kabul ederler. Bir şekilde geçinip, gidiyorlar. Onlara İslam’ı anlatmaya çalışıyorum. Niye İslam’ı seçtiğimi, bunu ne için yaptığımı anlatıyorum. Ama Hristiyanlar için bunu anlamak biraz zor. Nasıl olur da insan hayatı boyunca kiliseye gider, haç takar ve sonra bir anda Müslüman olur. Hele televizyonlar Müslümanların terörist olduklarını anlatırken. Bunu anlayamıyorlar. Her şeye rağmen ara sıra görüşüyoruz, telefonlaşıyoruz ve sohbet ediyoruz.

Ukrayna’da Namaza Tepkiler ve Buna Göğüs Geren Ukraynalı Müslümanlar

Bazen seyahat ettiğimde, trenin vagonunda namaz kılarım. İnsanlar hep yanıma gelip, iyi olup olmadığımı sorarlar. Dua okuduğumu görünce, “tamam” diyerek uzaklaşırlar. Ama genellikle hep yanımdan geçerler ve fazla önemsemezler. Ama bir defasında bayağı tehlikeli bir olay yaşadık. Hala Ukrayna’da, Kiev Meydanında olan olaylar insanların hafızalarındaydı. Biz, bir grup halinde, meydana yakın olan “İnstitutskaya” sokağında cemaatle namaz kılmaya karar verdik. Ben ise çantalara, eşyalara ve insanlara göz kulak olmak için yanlarında duruyordum. Namaz kılarken bize doğru sopalarla beraber beş kişi koşuyordu. Ben onlara “durun” dedim ve dokunmamaları için yollarım kestim. Bana burada ne yaptığımızı sordular. Ben “Biz barış için buradayız ve sadece ibadetimizi yapıyoruz, bitince sizinle konuşabiliriz.” dedim. Namaz bittikten sonra, din kardeşlerim onlara Müslüman olduğumuzu ve burada namazımızı kıldığımızı anlattıktan sonra bir sıkıntı kalmadı. Aslında çok tehlikeli bir olaydı. Biz, genç bir grup şehrin merkezinde namaz kılıyoruz, yukarıdan sopalı insanlar koşuyor. Ama çok şükür, olaysız bitti ve başka bir şey olmadı.

Ramazan-ı Şerif, Namaz ve Gerçek Özgürlük

Ramazan ayı, güzel ve biraz da tatlı bir zorlukla gelen mutluluktur. Gün boyunca dayandığınız açlık ve susuzluk akşam vakti sonlanıyor. Ve sonunda güzel duygular ve rahatlık hissediyorsunuz.

Allah’ın yarattığı bir varlık olan melekler bile insanın namaz kılmasına sevinirler.

İslam’da insan için düşünce özgürlüğü ve hareket özgürlüğü vardır. Çünkü İslam’da insan Allah’ın verdiği özgürlüğe kavuşur. Sadece Allah’a ibadet ederek kendisini özgür ve serbest hissetmektedir. Bu duyguya her Müslüman kişi ulaşmalıdır. Bu düşünce boyutu bizleri günahlardan uzak tutacaktır. Günah insanların uzak durması gereken bir şeydir. Yapıldığı takdirde de Allah’tan af dilenmesini gerektiren bir durumdur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.