Ana sayfa - Son Sayı - Aydınlık Savaşçıları / Abdulhakim (Hodriguez Hadamescu) Brezilya / Yönetmen Mustafa Ablak

Aydınlık Savaşçıları / Abdulhakim (Hodriguez Hadamescu) Brezilya / Yönetmen Mustafa Ablak

Brezilya; 16. yüzyılda, Portekizliler tarafından istila edilip sömürgeleştirilmiştir. Yerli halk ise, köleleştirilerek çiftliklerde ve madenlerde çalıştırılmışlardır. Brezilya’daki İslam tarihi, ülkenin tarihi ile paralellik arz eder. İlk Müslümanlar, 1500’lü yıllarda Avrupa’dan gelen beyazların arasındaki Endülüs asıllı Müslümanlardır. Fakat bu dönemde, İslamiyet burada yayılamamıştır. Portekizliler, Müslümanların dinlerini yaşamalarına müsaade etmemiştir. İslam tüm dünyada olduğu gibi, nüfusun büyük çoğunluğu Katoliklerden oluşan Brezilya’da da bugün İslamiyet hızla yayılmaktadır. Katolik olarak büyüyen Brezilyalı Hodriguez, İslam’a girdikten sonra Abdulhakim ismini Alarak Müslüman olur.
Essalamu aleykum. Adım Hodriguez Netu Hadamescu, Brezilyalıyım. Sao Paulo şehrinde doğdum ve orada büyüdüm. Katolik bir ailenin çocuğuyum.
Brezilya’nın nüfusu iki yüz beş milyondur. Nüfusun yaklaşık % 1’i Müslüman. Burada 150-200 civarıda cami bulunmaktadır. Ailem dindar bir aile değildi ama biz Katolik kültüründen geliyoruz. Katolik bir Hristiyan olarak büyüdüm ve bu dinin ibadetlerini yerine getirdim. Tabi ki ibadet benim için ancak İslamiyetle anlam kazandı. Ben Hristiyan olduğum dönemde de Hristiyanlığın emirlerini yerine getirmeye çalışırdım. Diğer insanlar tarafından; ibadetlerine düşkün birisi olarak tanınıyordum. Dini hayatta yer alıyordum. Düzenli olarak kiliseye gidiyordum.
Bir Zamanlar Dindar Hristiyan Hodriguez
Yaklaşık on beş seneden beri Brezilya’da çok yoğun bir komünizm korkusu var. Bu nedenle Brezilyalıların Hristiyan kimliği çok sağlamdır. Nüfusun % 80’i Katolikler, geri kalan kısmı ise Protestanlar ve diğer inançlara sahip gruplar oluşturur. Katoliklerin sadece % 30’u kiliseye devam ediyor.
Biz inanıyoruz ki, dini eğitim hayatımızın bir parçasıdır. Aslında din, eğitim ve öğretimin önemli bir parçasıdır.
Din derslerinde genel olarak inanç ve Hristiyanlık ile ilgili temel bilgiler verilmektedir. İnançla ilgili olarak; “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” gibi kavramlar öğretilmektedir. Katolikler, İncil ile çok fazla ilgilenmiyorlar. Protestanlar, İncil’i daha iyi biliyorlar. Fakat sadece papazlar İncil’i kullanıyorlar. Bunun dışında Hz. İsa ve Hz. Meryem’in biyografileri, hayat hikâyeleri de öğretim konusu yapılıyor.
İslam’ı Seçen Anne Marlen
Babamın adı Dilgusfiliu Hadamescu. Kendisi bir avukattı. Babam ben on yedi yaşındayken öldü. Annemin adı Marlen Edisa, bir konfeksiyon atölyesinde çalışıyor. Annem bu yıl Müslüman oldu Elhamdulilah. İslam’ı araştırarak Müslüman oldu. Daha önce koyu bir Hristiyandı.
Ben yedi sene önce Müslüman oldum. İslam’ı öğrenmek için gerçekten çok çaba sarf ettim. Başka kardeşim yok, ailemin tek çocuğuyum.
Altı yaşımdayken annem ve babam ayrıldılar. Benim için çok zor bir dönemdi. Babam bizden ayrıldıktan sonra hayatımız daha da zorlaştı. Bir süre sonra annemle birlikte onun doğduğu şehre taşındık. Orası bizim için hem farklı bir memleketti hem de yaşam tarzı tamamen farklıydı. Annem ve babam İtalyan asıllıdırlar. Brezilya’nın Güneyinde bir İtalyan kolonisi vardır. İtalyan kültürü ve İtalyan dilini orada öğrendim. Çok güzel tecrübeler edindim. Orada İtalyan azınlıkların nasıl yaşadıklarını gördüm ve onlardan çok şey öğrendim.
Babamla ilişkilerim iyi değildi. Büyüdükçe onun yaptıklarını kabullenemedim. Ama vefat etmeden önce onunla konuştum ve umarım kendisi ile dargın ayrılmamışızdır.
Hodriguez’in Eğitim Hayatı
Çeşitli okullarda okudum. İlk gittiğim okul Katolik okuluydu. Çok kötü bir okuldu. Belki de asıl problem; diğer çocuklarla iyi iletişim kuramamamdı. Katolik okulunda bir yıl kaldım. Sonra annem beni devlet okuluna yazdırdı. Okula büyük bir profesörün adını vermişlerdi. Bu okulda gerçekten iyi zaman geçirdim. İki sene içinde Fransızcayı öğrendim. Bir süre sonra Brezilya’nın güneyinde bulunan Santa Catarina şehrine taşındık. Orada birkaç farklı özel okulda okudum. İyi bir öğrenciydim. Ancak kişiliğimle ilgili bazı problemlerim vardı. Her zaman utangaç biriydim. Kendi kişiliğimi göstermekten kaçınıyordum. Benim çok fazla arkadaşım yoktur, az ama hepsi de gerçekten iyi arkadaşlardır.
Okuldaki başarım genel olarak iyiydi, sadece matematikte biraz problemlerim vardı. Sonunda öğretmen olmayı başardım ve tarih öğretmeni oldum. Mesleğimi seviyorum.
İngilizce Öğrenimi, İngilizce ile de İslam’ı Öğrenme
Tiagu adında bir arkadaşım vardı. Onun benim hayatımda önemli bir yeri vardı. O da benim gibi utangaçtı ve kendisiyle çok iyi arkadaş olmuştuk. Matematikten o da hoşlanmıyordu. Benim gibi tarih ve sosyolojiyi seviyordu. Bazen matematik derslerini asıp kütüphaneye giderdik. Orada tarih ve başka konulardan konuşurduk. Benim için çok önemli bir arkadaştı. Çok iyi İngilizce biliyordu. Bir gün, kendisine İngilizceyi nasıl bu kadar iyi bildiğini sordum. “Özel ders mi aldın?” dedim. “Hayır, kendim öğrendim.” dedi. Kendisi çok fazla Rock müziği dinliyordu. Bir keresinde bana; müzik dinlerken bir taraftan cd kapağının içindeki şarkı sözlerini takip ettiğini söyledi. Bu şekilde kendi kendine hatalarını düzeltiyordu. O gece eve gittiğimde uyumadım, bunu nasıl yaptığını düşündüm. “Ben de bunu yapabilirim.” diyerek İngilizceyi öğrenmeye karar verdim. Bu şekilde İngilizce öğrenmeye başladım. Gerçekten çok yararlı oldu. İngilizceyle iletişim kurmak İslam’ı öğrenmemde kolaylık sağladı. Arapça bilmediğim için İngilizce yardımıyla İslam’ı öğrendim. Bu arkadaşım benim için gerçekten çok önemli biriydi.
Genç Yaşta Dört Farklı Dili Öğrenen Hodriguez Liseye Devam Ediyor
Liseyi Carioca şehrinde bitirdim, burası annemin memleketiydi. Lisede hiçbir problemim yoktu. Çok iyi bir öğrenciydim. Öğretmenlerimden ikisi bana çok yardımcı oldular. Bunlardan Bayan Tatiana tarih öğretmeniydi. Kendisi yüksek lisans tezini hazırlıyordu o dönemde. Bana kendisiyle çalışmayı teklif etti, ben de seve seve kabul ettim. Onunla çalıştığım dönemde bir tarihçinin nasıl çalışması gerektiğini öğrendim. Böylece tarihçi olmaya karar verdim.
Diğer öğretmenim; Portekiz dili öğretmeni olan Marilia idi. Kendisi hayatımdaki önemli kişilerden biridir. Benden derslerde kompozisyon yazmamı isterdi. Ben de edebiyat derslerinde kompozisyon yazabilmek için çok çalışırdım. Bu dersler benim Portekizce iletişimimi geliştirmeme yardımcı oldu. Tarihçi olduktan sonra da bu durum bana çok kolaylık sağladı. Örneğin, Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi’nin kitaplarından birini Portekizceye çevirdim.
Tarihçi oldum, çünkü tarih ilmini çok seviyordum. Tarih hocamın tecrübelerinden çok yararlandım. Üniversitede dört yıl tarih okudum. Lisenin son senesi ile üniversiteye başladığım ilk yıl arasında Müslüman oldum.
Lise son sınıfta sınav için İslam’la ilgili bir çalışma yapmıştım. Sonra dergilerden bazı yazılar okudum. Daha sonra internetten bir arkadaş edindim ve bir süre sonra buraya geldim. İstanbul’da bir vakfın üyesi olan bir kardeşimle tanıştım ve arkadaş oldum. Şu an tezimi hazırlamak için çalışıyorum, tezim İslam’la ilgili.
Rap Müziğiyle Öğrenilen Kelimelerden İslam’a Açılan Yol
Gençlik dönemimde Hip Hop müziğini çok seviyordum. Sonra daha dikkatli dinlemeye başladım. Bu Fransız Rap müziği Müslümanlarla ilgiliydi. Rap şarkıcılar İslam’la ilgili şeyler söylüyorlardı. Bunları tercüme etmeye çalıştım. Ve bazı kelimeler öğrendim: “La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah, ben Müslümanım, İslam, Allahu Ekber, Kur’an, Muhammed” gibi kelimelerdi bunlar… Çok merak ettim neden bu dini ifadeleri burada kullanıyorlar diye ve araştırdıktan sonra İslam’ın beş şartını öğrendim. Tevhidin ne olduğunu ve Allah’ın isimlerini öğrendim. El-Hakim, El-Cebbar, Er-Rahman… Tek Tanrı fikri ve evrenle ilgili bilgiler öğrendim. Sonra Portekizce bir Kur’ân-ı Kerim buldum ve okudum. Bu arada kiliseye gidiyordum, papazı dinliyordum, sonra eve gelip Kur’an’ı okuyordum, bunu altı-yedi ay yaptım. Tüm bu araştırmaların sonunda İslam’ı kabul ettim. Yüce Rabbim’e şükürler olsun.
Bu zaman içerisinde Bosna’dan gelen bazı insanlarla tanıştım ve onlarla konuştum. Kur’an’ı ve İslam’la ilgili bazı kitaplar okuduğum için beni tebrik ettiler. Ama yeterli olmadığını, İslam’ı uygulamam gerektiğini söylediler. “Okumak ve araştırmak seni sadece bir doğu bilimcisi kılar.” dediler. Bir camiye giderek orada kelime-i şehadet getirmem gerektiğini öğütlediler. Ancak bu şekilde gerçek Müslüman olabilirdim. Bunu bana söylediklerinden aylarca sonra karar verdim. Bunu yapmam gerekiyordu. Annemin yaşadığı şehre gittim ve orada camileri gezdim. En sonunda Müslüman olmaya karar verdim Elhamdülillah.
Bir camiye gittim, oradaki cemaatle konuştum. Beni daha önce hiç görmediklerini söylediler. Onlara İslam’ı nasıl öğrendiğimi anlattım. Bosnalı arkadaşlar bana nasıl Müslüman olabileceğimi anlattılar. İmanın altı şartından söz ettik. Ben Hz. Peygamber (s.a.v.) ile ilgili bildiklerimi söyledim. “Sadece kelime-i şehadet getirmek ve cemaate katılmak istiyorum.” dedim. Onlar bunu ilginç buldular, daha önce kimsenin camiye bu şekilde gelmediğini söylediler. Genelde insanlar İslam’ı bilmeden geliyorlardı. “İstersen bizimle burada kalabilirsin ve uygun bir zamanda kelime-i şehadet getirirsin.” dediler. Ben de “Kabul ediyorum.” dedim. Aradan üç ay geçti. Fas’tan bir grup turist gelmişti, camiyi ve şehri ziyaret ettiler. Bir akşam yemeğinde ben de kelime-i şehadet getirdim ve Müslüman oldum, Yüce Allah’a şükürler olsun.
İşte böylece Müslüman oldum. Benim için çok güzel bir andı. Normalde insanlar İslam’ı Araplardan öğreniyorlar. Arapların düşüncelerini ve davranışlarını örnek alıyorlar. Ben Osmanlı kültürünü, yani Boşnakları, Çeçenleri, Türkleri ve sonra da tasavvufu öğrendim. Hanefi mezhebini öğrendim. Medrese okulları hakkında bilgiler edindim ve bu şekilde İslam’ın pratiğini yani ibadetlerini öğrendim. Bir süre sonra ülkemde ders vermeye başladım. Şimdi İslam’ı ve Arap kültürünü kıyas edebiliyorum. Bu şekilde İslam’a yaklaştığım için çok mutluyum.
Hayatımın En Büyük Değişimi İslam
“Hayatımın en büyük değişimi İslam” ile tanışmak oldu. İslam, hem hayata bir düzen getiriyor, hem de her konuda insana örnek oluyor ve hayatını yönlendiriyor.
İslam’ın getirdiği hayat tarzında mükemmel bir dünya görüşü var. İslamî hayat tarzı başıboşluk kabul etmez. Her şeyi bir intizam çerçevesinde ele alan ve uygulatan bir din.
İslamî hayat tarzı sadece günlük yaşantımızı değil, bunun yanında kalbi eğitimimizi de organize ediyor. Yani hem iç dünyamızı hem de dış dünyamızı en güzel şekilde ihya ediyor. Materyalist hayat tarzı sadece günlük, biyolojik hayatımızla ilgileniyor. Dolayısıyla, insanlar arası kıyasıya bir mücadeleye sürüklüyor. Materyalist dünya bizi sürekli kavgaya ve kaosa sürüklüyor. İslam dışı nizamlar; çevremizi ve insanları tahribata yönelik bir kavgaya yönlendiriyor. Para ve güç sahibi olmayı en büyük değer sayan kapitalist toplumlar, insanı; tehlikeli bir hale getiriyor.
Bizler önceden ölüydük. Para kazanmak için işe gidiyorduk, sonra da kız arkadaş bulmak için bir araba alıp diskoya gidiyorduk. Müslüman olduktan sonra artık kendimiz için daha farklı şeyler istiyoruz. Bir eş ve çocuklar, mutlu bir aile istiyoruz. İyi bir insan, iyi bir öğrenci, çocuklarımıza iyi bir baba olmak istiyoruz. Bu şekilde Allah bizden razı olsun istiyoruz. Bu ideal, hatta mükemmel bir hayattır.
Farklı bir hayat, farklı bir düzen, farklı bir para kazanma şekli… Böylece dünyayı değiştirebileceğine inanıyorsun. İslam bizi; düşünebilen, büyük işler yapabilen insanlar yapıyor. Biz, Brezilya’da, yeni Müslüman olanlar, İslam’ı bu şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Bunu da büyük projelerle yapıyoruz. Çok para ile değil, bazen kendi az paramızla bile bu işleri başarmaya çalışıyoruz. Bir Müslüman tanıyorum, İslam’ı anlatmak için altı yüz km yolculuk yaptı. Sokaklardaki insanlarla konuştu, lokantadaki insanlarla yemek yedi. Hatta sokakta yaşayan insanlarla bile sohbet etti.
İşte fark budur, Müslümanlar Allah için yaptıkları her şeyi birer kahraman gibi yapıyorlar. Ne kadar zor olduğu önemli değildir. Ne kadar sıkıntı çektikleri, ne kadar mücadele ettikleri hiç önemli değildir. Onlar bunu sadece Allah için yapıyorlar.
Genelde Brezilyalıların materyalist bir yaşam tarzları vardır. Tabii ki Hristiyanlık ile “dünya hayatı” arasında bir bağlantı oluşturmaya çalışıyorlar. Ama aslında kendilerinden kaynaklanan köklü problemleri var ve bunlar çok ciddi problemler. Mesela uyuşturucu problemi, sigara ve alkol problemi, düzensiz bir hayat problemi, gayri meşru ilişkiler gibi. Ben hiçbir zaman çok kötü birisi olmadım. Kötü bir yaşam tarzım hiçbir zaman olmadı. Hayatta sigara, alkol ya da uyuşturucu kullanmadım, sadece Hip Hop müziğini çok severdim. Hip Hop gruplarına takılırdım. Onlarla sık sık beraber olurdum. Müslüman olduktan sonra daha dikkatli olmaya çalıştım. Öğretmenlerime, aileme, insanlara nasıl daha saygılı olabileceğimi, onlarla nasıl daha nezaketli konuşmak gerektiğini öğrendim. İnanıyorum ki bu, çok büyük bir değişim oldu hayatımda. Etrafımdaki insanlarla aramdaki münasebetleri büyük bir dikkatle gözden geçirdim. Ailemle ilişkilerimi daha fazla önemsedim. Sünnet olan her şeyi daha dikkatli bir şekilde uygulamaya başladım. Yemekten önce ellerimizi yıkamak gibi. Bu çok basit bir davranış ve biz bunu çocukluğumuzdan beri yapıyoruz. İnsanlarla paranı paylaşmak çok güzel bir duygu. Toplumun bir parçası olmaya başlıyorsun. Tabii ki topluma girmek ve onlar tarafından kabullenilmek konusunda biraz sıkıntı çekebiliriz, çünkü Müslümanlar biraz dışlanıyor. Fakat Müslümanlar toplum için iyi şeyler yapmaya çalışıyorlar. Artık biz, Müslümanlar olarak toplum içinde yer almaya başlıyoruz. Bu sebeple sünnetleri uygulamak gerçekten önemli. Bu durum bize insanlarla iletişim kurmamızda çok yardımcı oluyor. Mesela sadaka; önemli bir sünnet, bizi topluma çok daha fazla yaklaştırıyor.
İslam ve Müslümanlar Hakkındaki Eksik ve Yanlış Bilgiler
Ben 2006’da Müslüman oldum. 2001’de İkiz Kuleler yıkıldı. 2004’te Madrid’te ve 2005’te Londra metrosunda bombalı saldırı olayları oldu. İnsanlarda Müslümanların “kötü” olduğu imajı oluştu. Televizyonda gördüğün her terör olayı ve saldırı Müslümanlara yüklendi. Müslüman olduğum zaman ailem bile benden korktu. Arkadaşlarım daha yumuşak davrandılar. İslam’ın ne olduğunu bana sordular. Çok kötü bir tecrübem olmadı İslamofobi ile ilgili. Tabi ki insanlar bazı şeyleri cahilce söylüyorlar. Çünkü İslam’la ilgili hiçbir şey bilmiyorlar. Biz Allah’a inanıyoruz ve onun kelamını takip ediyoruz. Hz. Muhammed (s.a.v.) bizim peygamberimizdir. Kur’an-ı Kerim de Allah’tan gelen, vahyolunan kelimelerdir. Yanlış fikirlere kapılıyorlar. Sadece kuzenlerimden biri İslam’ı sevmiyor ve bazı şeyleri anlamakta zorlanıyor. Onun dışında ailemin diğer fertleri İslam’ı kabul ediyorlar.
İslam’ı Yalan ve Kötü Propaganda İle Kötü Göstermek
Bizim bir komşumuz ABD’de hapishanede yattı. Kendisi silah ticaretiyle uğraşıyordu ve mafya ile çalışıyordu. Yakalandığı zaman evinde Kur’an bulduk dediler. Sonradan bütün mahalle Müslümanlardan korkmaya başladı. Bu olay bizim yaşadığımız şehirde çok meşhurdur. Gerçekte, o adamın ailesi ‘Yahova Şahitleri’ndendi. Bu mezhep Yahudilerin amacına yönelik çalışan bir Hristiyan mezhebidir. Müslümanlar üzerine oynanmak istenen bu oyunlara karşı çok dikkatli olmamız gerekiyor.
İnsanlar Müslümanlardan korkuyorlar; çünkü medya bu korkuyu büyütüyor. “Müslümanlar kötüdür ve kötü şeyler yapıyorlar.” şeklinde olayları abartarak çarpıtmaya çalışıyorlar. Bir Hristiyan kötü bir şey yaptığı zaman medya “Bu kişi suç işledi.” ya da örneğin, “Çin’de bir adam eşini öldürdü.” şeklinde haber veriyorlar. Ama bir Müslüman kötü bir şey yaptığı zaman bunu İslamiyet’e yıkmaya çalışıyorlar. Örneğin “Bir Müslüman masum bir kadını öldürdü.” diye yazıyorlar. Ertesi gün: “Masum kadını öldüren Müslüman aslında el-Kaide ile bağlantılıdır.” şeklinde yakıştırma yapıyorlar. Bazı televizyon kanalları, her şeyi istedikleri gibi değiştirebiliyorlar. Olmayan şeyleri bile olmuş gibi de gösterebiliyorlar.
İslam’ı Kaynağından, Kur’an ve Sünnetten Öğrenmek ve Yaşamak
Önce Kur’an’ı, sonra sünneti, sonra büyük âlimleri takip etmeliyiz. Bizde Kur’an, sünnet, İmam Hanefi, İmam Şafiî, İmam Malik ve İmam Hanbeli vardır. İmam Gazali büyük bir Şafiî âlimiydi. İmam-ı Azam Ebu Hanife büyük bir âlimdi. Biz İslam’ı her şeyiyle doğru öğrenmeliyiz.
İslam’ın Kalbi Tasavvuf, Onun da Başı İhlas
Tabii ki burada benim kastettiğim İslam’ın istediği gerçek bir tasavvuf anlayışıdır. Ancak tasavvuf yolu İslam’ın kalbidir. Tasavvuf ahlaktır, ihlastır, takvadır ve Allah’a duyulan samimiyettir. İhlas çok önemli. Mesela ben; ailemi, işimi, şehrimi, ülkemi bıraktım ve Müslüman bir ülkeye geldim. İyi bir Müslüman olmak için… İhlas yani Yüce Allah için yaşamak her şeyin başıdır. Ben “ihlas”ı daha iyi yaşamak için ülkemi terk ettim. Biz Allah için yapıyoruz, biz göremiyoruz ama “Allah bizi görüyor”. Eğer İslam “sadece sakal bırakmak ve cübbe giymektir” derseniz çok yanılırsınız. Peki, ne fark var? Ne giydiğin önemli değil. İslam bütüncül bir hayat tarzıdır. Önceki nesillere bakarak gayrimüslimlere İslam’ı nasıl anlatabilirsin? Bu önemli bir mesele bence. Bu din, güzel bir din ve eğer kötü işler yapıyorsak ve yanlışlarımız varsa, onları düzeltmek için her fırsatı değerlendirmemiz gerekiyor. Müslümanların eğitime ihtiyacı var. İslam, hayatımızın tüm safhalarını kuşatacak bilgi ve ilme sahip. Bize düşen ise onu hakkıyla öğrenmek ve hayatımıza eksiksiz olarak tatbik etmektir.
Annesinin Hidayetine Vesile Olan Evlat
Annemin ismi Marlen, Brezilya’da yaşıyor. Bütün hayatımı onunla yaşadım. Ben Müslüman olduktan sonra onunla çok konuştum. Her zaman Müslüman olmanın iyi bir şey olduğunu söylüyordu. Ama kendisi İslam’a girmek için hazır değildi. “Katolik inancını seviyorum, Katolik olarak doğdum.” diyordu. Bu durum altı sene devam etti. Belki benim ona İslam’ı anlatmak için yeterince tecrübem yoktu, ya da doğru bir yol takip edemedim. Başlangıçta kendisine İslam’la ilgili birçok bilgi verdim. Bu detaylar onu şaşırtmıştı ilk zamanlar.
Annem bazen benimle camiye gelirdi. Orada insanlarla konuşup, arkadaşlıklar kurmuştu. Ama bir Katolik olarak yaşamaya devam etti. Ben Türkiye’ye geldiğim zaman, benim tercüme ettiğim kitaplarımdan bir tanesini okumuş. Önce bu kitabın Portekizce tercümesini, sonra Kur’an-ı Kerim’in Portekizce çevirisini okumuş. Bir Türk arkadaşımız var, çok bilinçli bir Müslüman. Kocası Brezilyalı. Annem onların evine gidip, kelime-i şehadet getirmiş ve Müslüman olmuş Elhamdülillah. Namaz kılmaya başladı, ilk Ramazan orucunu tuttu, başını örttü. Biraz zor geldi ama başardı Elhamdülillah. İnternetten ve telefondan konuşuyoruz, arkadaşlarım da anlatıyorlar bütün gelişmeleri. Annemin Müslüman olmasından dolayı çok mutluyum.
Müslümanlar Mutlu Olmalı ve Bunu Göstermeli
İlk olarak Müslümanlar birlik içinde olmalılar. İkincisi eğitim almaları lazım, ayrım yapmadan her dalda bilgi sahibi olmaları çok önemli. Üçüncüsü Müslümanlar mutlu olmalılar, çünkü biz cennete giden yolu biliyoruz. Bizim hayatımız burada bitmiyor. İnsanlara mutlu olduğumuzu göstermeliyiz. Bu mutluluk nereden geliyor? Bu mutluluk Allahu Teâlâ’dan geliyor. Mutlu olmalıyız çünkü üzgün olmak için hiçbir sebep yoktur. Mutlu ve yüksek seviyeli insanlar olmalı Müslümanlar. Bizler; daha fazla öğrenmeli, İslam’ı hakkıyla yaşayarak Yüce İslam’ı güzel tanıtmalıyız. Gülümsemenin bile bir sadaka olduğu bir dine inanan biz Müslümanlar; insanlara güzellikle yaklaşmalıyız. Hayatınızdan İslam, yüzünüzden gülümseme eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.