Ana sayfa - Son Sayı - Aşırı Korumacı Tutumun Çocuğa Zararları / Psikolog Serap Duygulu

Aşırı Korumacı Tutumun Çocuğa Zararları / Psikolog Serap Duygulu

Hızla gelişen teknoloji anne babalık tutumlarını, anlayışını ne yönde etkiledi? Ailede ne gibi problemler oluşuyor?

Özellikle son 10 yılda yaşanan teknolojik gelişmeler sadece anne babaları değil, tüm bireyleri etkilemiş durumda. Bilgisayar, cep telefonları, tabletler ve sosyal medya platformları hayatlarımızı etkileyen en önemli gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Teknolojinin bireylere en büyük etkisi ise sosyal iletişimi azaltması yönünde oldu. Tüm gün okul/iş ortamında vakit geçiren aile bireyleri bir araya geldiklerinde teknolojik cihazları kullanmayı ve dijital iletişim ortamlarında bulunmayı tercih ediyorlar. Hem çocukların hem de anne babaların yoğun iş yükü altında bulunduklarını da göz önünde bulundurduğumuzda, rahatlayabilecekleri sağlıklı iletişim ortamlarının yok olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla teknolojinin dengeli/kontrollü kullanılmaması, aile içi iletişim problemlerine yol açabiliyor. Aile bireylerinin empati, sorumluluk, bağlılık, güven gibi konularda eksiklikler veya zorluklar yaşamaları, bu durumun sonucunda ortaya çıkan diğer problemlerden bazılarıdır.

Kitabınızda belirttiğiniz K kuşağı hakkında bilgi verir misiniz; bu kuşağı diğer kuşaklardan ayırt eden özellikler nelerdir?

“K Kuşağı” terimi ilk kez İngiliz Akademisyen Prof. Dr. Noreena Hertz tarafından, 1995-2002 yılları arasında doğan bireyleri tanımlamak üzere kullanılmıştır. K kuşağını oluşturan bireyler üreticiler, yaratıcılar ve mucitler neslidir. K kuşağının en belirgin özelliği, yeni medya teknolojileri vasıtasıyla, ekonomik çöküş, işsizlik, terör, savaş ve göç gibi olumsuz koşullarla erken yaşlarda yüzleşmiş olmalarıdır. Dolayısıyla bu kuşağın yüksek kaygılar yaşayan, güvensizlik ve karamsarlık duyan, yalnız olmayı daha çok tercih eden bireylerden oluştuğu söylenebilir. Bu kuşağın bir diğer belirgin özelliği ise, teknolojik gelişmelerden faydalanarak üretme ve oluşturmaya yönelik becerilerini geliştirmeleri ve bu konuda önceki kuşaklara göre daha istekli olmalarıdır.

Sanal zorbalık çocuklar arasında yaygınlaşıyor mu? Bu konuda ebeveynlere neler düşüyor?

Son yıllarda sanal ortamlarda geçirilen zamanın artmasından dolayı sanal zorbalığın da artarak devam ettiğini görüyoruz. Çünkü dijital medya platformları bilgiye son derece açık ve hızlı bir erişim sağladığı için birtakım olumsuzlukları da beraberinde getiriyor. Okul ortamlarında sıkça karşılaştığımız akran zorbalığı (yakın yaşlardaki çocukların birbirlerine karşı uyguladıkları psikolojik, fiziksel, cinsel ya da ekonomik şiddet) dijital ortamlara taşınmış durumda. Burada önemli nokta, çocukların kendi sınırlarını ihlal eden herhangi bir şiddete maruz kaldıklarında, bu şiddeti tanımlayarak güvendikleri yetişkinler ile paylaşmalarıdır. Bu da aile içi sağlıklı iletişimden geçiyor. Çocuklara çevreden gelebilecek her türlü olumsuz etkeni doğru bir şekilde anlatmak, şiddete maruz kaldıklarında onları sakince dinlemek ve arkalarında olduğumuzu hissettirmek, sessiz kalmalarına yol açabilecek tutumlardan kaçınmak gerekli. Sanal zorbalığı çocuklara anlatmak için de öncelikle sosyal medya konusunda bilgi sahibi olabilmek ve çocuklara bu konuda bilgi vererek sınırlar belirlemek ailelere düşen başlıca görevlerdir.

Helikopter ebeveynlik kavramını açıklar mısınız?

Helikopter aile kavramı ilk kez bir çocuğun ailesi için ‘başımda helikopter gibi dönüyorlar’ demesiyle tanımlanmış bir kavramdır. Helikopter aileler, çocuklarını daima kontrol altında tutan, onların hayatlarına ve kişilik oluşumlarına gereğinden fazla müdahale eden anne-babaların tutumuyla oluşur. Bu tip ailelerin özelliklerine baktığımızda, çocukların kendi sorumluluğunda olması gereken şeylerin ebeveynleri tarafından yapıldığını görebiliriz. Çocukların fiziksel, bilişsel, psikolojik ve sosyal gelişimleri adına yapabilecekleri ve yapmaları gereken davranışları üstlenerek bu gelişimlerin gecikmesine veya sağlıklı bir şekilde tamamlanamamasına yol açabilirler.

Aşırı korumacı, kontrol duygusu güçlü ebeveynlerin genel davranışları nasıldır? Sık yaptıkları hatalar nelerdir?

Aşırı korumacı ebeveynler, çocuklarının davranışlarını yönlendirmeye çalışarak çocuklarının bireysel olarak yapabilecekleri eylemleri sınırlarlar. Çocuklar temel ihtiyaçlarını karşılayabildikleri bir yaştayken onların yerine bireysel (yemek yedirmek, üstünü giydirmek gibi) ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak; ödevlerini yapmak, çocukların sosyal çevrelerine hâkim olmak, çocuklar adına seçimler yapmak, helikopter ailelerin tutumlarına örnek olarak gösterilebilir. Bazı uç örneklerde, çocuklarının hayat arkadaşlarını, evlendikten sonra yaşayacakları yeri ve hatta torunlarının doğacağı zamanı bile kendileri belirleyen anne babaları görmek de mümkün. Helikopter ailelerin tutumları, kısa ve uzun vadede çocukların psiko-sosyal sorunlar yaşamalarına sebep olabilir.

Helikopter ebeveynlerin çocuklarında ne gibi kişilik problemleri yaşanıyor? Helikopter ebeveyne sahip çocuklar neler hissediyorlar?

Öncelikle yeterince sorumluluk alamayan çocuklar ilerleyen yaşlarda özgüven ve motivasyon eksikliği yaşayabilirler. Kendi kararlarını vermekte sıkıntı yaşayabilir, aileleri olmadan adım atma konusunda endişe duyabilirler. Helikopter ailelerin çocuklarında sürekli kontrol altında bulunmaktan ötürü yaygın anksiyete bozukluklarının ve bağımlı kişilik bozukluklarının görülebildiğini söylemek mümkün. Bununla birlikte bu çocuklar, kontrol altında bulundukları süre boyunca ve sonrasında da kendilerini ifade etmekte ve sosyal ortamlarda iletişim kurmakta zorlanabilirler. Asosyallik ve içe kapanıklık da diğer olumsuz sonuçlar arasında gösterilebilir.

Çocukların özgüven sahibi olmaları için aileler nasıl davranmalılar?

Bu konuda öncelikle çocuklara sorumluluk kazandırılması önemsenmelidir. Aileler çocuklarını dinlemeli, hatalarıyla kendilerinin yüzleşmesine fırsat vermelidirler. Çocuklar ödevlerini yapmıyorlarsa okulda öğretmenlerinin tepkisiyle karşılaşmalı, evde fiziksel olarak yapabilecekleri her işi kendileri yapmalı hatta anne ve babaya da yardım etmeli ve onların yükünü azaltmalıdırlar. Çocukların sosyal ortamlarda edindikleri çevre sürekli olarak kontrol edilmemelidir. Çünkü bir bireyin kendini güvenle ortaya koyabileceği ortamlar, akran çevrelerinin bulunduğu sosyal ortamlarda başlar. Bu ortamlarda çocuklara çok fazla müdahale edilmemeli, kendilerini ifade etmelerine fırsat verilmelidir.

Sorumluluk ve görevlerinin bilincinde çocuk yetiştirmek için neler tavsiye ediyorsunuz?

Sorumluluk bilinci küçük yaşta, ailede başlar. Bazen çocukların küçük olmasından dolayı yapabilecekleri ve yapamayacakları her türlü iş, aileleri tarafından yapılır. Böyle bir tutum sonrası ilerleyen yaşlarında sorumluluk almaktan kaçınan ve bunu bir davranış biçimine dönüştüren bireyler yetişebilir. Bu yüzden çocukların gelişimsel olarak yapabilecekleri eylemlerin anne-baba tarafından yapılmaması gerekli. Yemeklerini kendileri yemeli, kıyafetlerini kendileri seçmeli, odalarını kendileri düzenlemelidirler. Ev içerisindeki görevler herkese dağıtılmalıdır. Çocukların da yapabilecekleri küçük görevler belirlenmelidir (çöp atmak, sofra kurmak, toz almak gibi). Ödevleri onların yerine yapılmamalı, ödevlerini yapmadıklarında okula gidip bu durumla yüzleşmelerine fırsat verilmelidir. Kısacası sorumluluk bilinci, küçük yaşta temel görev ve ihtiyaçlarla başlar ve yapılan hataların sonuçlarıyla karşılaşmak da sorumluluk bilincini artırır. Bireyselleşme ve sosyalleşme süreçlerinde ise sorumluluk algısı en önemli yardımcıdır.

Aşırı korumacı ailelere neler söylemek istersiniz?

Aşırı korumacı aileler duydukları kaygılardan ötürü çocuklarını kontrol etme davranışında bulunurlar. Dolayısıyla ebeveynler öncelikle bu kaygılarla başa çıkmayı öğrenmelidirler. Çocuklarını yeteri kadar kontrol etmeli, aşırı kontrol durumlarında kendilerini durdurmalıdırlar. Çocuklarını dünyaya getirdikleri andan itibaren plan çizmemeli; çocuklarının seçimlerine, değişim ve gelişimlerine saygı göstermelidirler. Her zaman söylediğimiz gibi, dengeli tutumlar çocukların sağlıklı gelişiminde en önemli rolü oynar. Bu şekilde yaklaşıldığında çocukların gelecekte yaşayabilecekleri sorunların önüne geçilmiş olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.