Ana sayfa - Son Sayı - Aileler Çocuklarını Siber Zorbalıktan Nasıl Koruyabilirler? / Prof. Dr. Emel Baştürk

Aileler Çocuklarını Siber Zorbalıktan Nasıl Koruyabilirler? / Prof. Dr. Emel Baştürk

Siber zorbalığı nasıl tanımlıyorsunuz?
Siber zorbalık internet kullanımının yaygın olduğu her ülkede özellikle çocuk ve gençler açısından önemli bir sorun. Avrupa ülkeleri ve ABD’de çocuklara psikolojik olarak ciddi zararlar verdiği ve maalesef intiharla sonuçlanan durumlar olduğunu biliyoruz.
Siber zorbalık; bilgisayarlar, cep telefonları ve diğer elektronik cihazlar aracılığıyla kasıtlı ve sürekli biçimde gerçekleştirilen zarar verici eylemler şeklinde tanımlanabilir. Birinin fotoğraflarının izinsizce çekilmesi/paylaşılması, sosyal medya paylaşımlarıyla sürekli alay edilmesi, hakaret, küfür ve aşağılama içeren mesajlar gönderilmesi, cinsel içerikli mesajlaşmaya zorlanma ve bu içeriklerin başkalarıyla paylaşılacağı tehdidinde bulunma gibi davranışlar siber zorbalığın örnekleri arasında yer alıyor.
Siber zorbalığa örnekler verir misiniz?
Gençler arasında en fazla yaygın olan siber zorbalık örnekleri; biri hakkında dedikodu çıkartmak, onun hakkında söylenti yaymak, izni olmadan fotoğraflarını, görüntülerini paylaşmak ya da paylaşmakla tehdit etmek de bir siber zorbalık örneği olarak karşımıza çıkıyor. Gizlice görüntülerini elde etmek, paylaşmasa bile böyle bir tehdit içerisinde bulunmak da siber zorbalıktır. Siber zorbalık, çoğunlukla okul ortamında arkadaşlar arasında görülür. Ama şu an her şey dijital ortama taşındığı için, birbirini tanımayan kişilerin de siber zorbalık yaptığını söyleyebiliriz. Özellikle sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara olumsuz-kötü yorumlar yaparak, alaya alarak da siber zorbalık yapılmaktadır.
Siber zorbalık hangi mecralarda daha çok yapılıyor?
Aslına bakarsanız, her yeni çıkan platform ya da uygulama farklı bir siber zorbalık türünü de karşımıza çıkartıyor. En yoğunlukla görüldüğü alanlardan bir tanesi YouTube’tu. YouTube’ta özellikle çocuk Youtuberlar birbirlerine yapmış oldukları yorumlarla bu işe dâhil oluyor. Çocuk Youtuberlar, neredeyse linçe varan yorumlara maruz kalıyorlar. Ürettikleri içeriklerle ayrıca siber zorbalık yaptıkları görülüyor. Örneğin bazı çocuk Youtuberlar başkalarıyla alay ederek ya da hakaret ederek içerik üretiyorlar. Bu içeriklerin kendisi başlı başına siber zorbalık. Ama şu anda bence TikTok siber zorbalığın daha yoğun yaşandığı alanlardan bir tanesi. Belki YouTube’la başa baş gidiyor. Bir başka uygulama çıktığında da sanıyorum o mecralardan söz etmeye başlayacağız. Her uygulama farklı zorbalık biçimlerini karşımıza çıkartabiliyor.
Çocuklar, gençler böyle bir şeye maruz kaldığında neler yapmalılar? Ebeveynler nasıl yardım edebilirler?
Çocuklar ve gençlere şunu öneriyoruz: Her şeyden önemlisi, misilleme yapmamak. Yani siber zorbaca bir davranışa maruz kaldığınızda buna misilleme yaparak karşılık vermeyin. Yani hakarete uğramışsanız siz de hakaret etmeyin. Öncelikle karşıdaki kişiden yapmış olduğu davranışı sonlandırmasını talep etmenizi istiyoruz. “Yaptığınız davranış yanlış!” ya da “Ben bu davranışı hak etmiyorum.” vb. cümlelerle buna son vermesini isteyin. Eğer son vermiyorsa, o zaman çeşitli başka kanallar kullanacağınızı hatta hukukî haklarınızın olduğunu, bu durumu bir yetişkinle paylaşarak çözüm aramaya çalışacağınızı karşı tarafa lütfen iletin.
Ve çocuklara bunun dışında başka bir diyaloğa, başka bir tartışmaya, polemiğe vesaire girmemelerini öneriyoruz. Buna rağmen hâlâ bu davranış sonlanmadıysa, mutlaka, anne babasından, öğretmeninden ya da ağabeyi olabilir, kimse bu, güvendiği bir yetişkinden destek almasını istiyoruz. Çünkü çocuklar bundan sonraki süreçte böyle bir siber zorbalık durumuyla baş etmek için uğraştıklarında psikolojik olarak daha fazla zarar görebiliyorlar ya da zorbalık davranışı daha da büyüyebiliyor. Yani karşılıklı tehditlerle çocuğun uğramış olduğu zarar bazen daha da büyüme noktasına gelebiliyor. O yüzden, durumu çok uzatmadan, hemen bir yetişkinle paylaşmak ve nasıl çözüm üretilebileceği konusunu sağlıklı, akılcı bir biçimde konuşmak gerekiyor.
Yaygınlığı açısından ne söylemek istersiniz?
Yaygınlığı konusunda çok net rakamlar veremeyeceğim; çünkü değişken ve bunu ölçmek biraz zor. TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğümüz bir araştırma vardı; fakat onun da verileri artık biraz eskidi, üzerinden 3 yıl geçti. Biz, Türkiye’de, çocukların ve gençlerin siber zorbalığa maruz kalma oranlarının yüzde 50’nin üzerinde olduğunu düşünüyoruz.
Yapılan araştırmalar, “Siber zorbalığa maruz kaldınız mı?” denildiğinde, oranların düşük olduğunu gösteriyor. Türkiye çapındaki diğer araştırmalar da bu şekilde. Fakat tek tek davranışları sorduğumuzda, mesela “Hiç küfrettiniz mi?” ya da “Küfür içeren mesajlar aldınız mı?” gibi ya da “Cinsel içerikli mesajlaşmalara maruz kaldınız mı?” gibi tek tek sorular sorulduğunda, oranların oldukça yüksek olduğu, yani biraz önce söylediğim gibi, yüzde 50’ler civarında olduğu görülüyor. Ama şunun altını çizmek istiyorum: Biz, siber zorbalıkta, özellikle, bu oranların ne kadar yüksek olduğundan çok, siber zorbalığın çocuk üzerinde yarattığı travmatik etkiye odaklanırız. Yani bu oran yüzde 10 bile olsaydı siber zorbalık önemli bir meseledir; çünkü çocuklar üzerinde çok ciddi etkileri var. Avrupa ve Amerika ülkelerinde intiharla sonuçlanan vakıalar var. Çocukların gururunu, kendilerine olan saygılarını, yani özsaygılarını ve kimlik gelişim süreçlerindeki psikolojik gelişimlerini ciddi biçimde sarsan, etkileyen bir durumdur siber zorbalık.
Bu konuda aileler ve öğretmenlere düşen görevler nelerdir?
Okul ortamında çocukların daha küçük yaşlardan itibaren bilinçli internet kullanımı konusunda yetiştirilmesinin, eğitilmesinin çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Yani bir siber zorbalık vakıası yaşanmadan, çocuklar daha dijital dünyaya ilk adımlarını atarken, kendi hakları ve karşılarındakinin hakları konusunda, kendi güvenliklerini nasıl sağlayabilecekleri konusunda mutlaka bilgi sahibi olmaları gerekiyor.
Öğretmenlerin okul ortamında yapabilecekleri şey de şu: Tamam, ilkokuldan itibaren bizde internet teknolojileriyle ilgili eğitimler yok, ortaokulda başlıyor fakat yine de sınıf öğretmenleri, rehber öğretmenler, siber zorbalık konusunda farkındalık oluşturan çalışmalar yapmalılar. Yine farkındalık diyorum, bakın, müdahale değil. Siber zorbalık yaşandıktan sonra nasıl müdahale edilecek, o da tabii ki önemli bir konu ama olay yaşanmadan önce okul ortamında bir farkındalık oluşturmak lazım. Böyle bir durum yaşanırsa çocukların bu durumu öğretmenleriyle paylaşmaları gerektiğini ve birlikte çözüm bulunabileceği konusunda çocuklara güven aşılanması önemli. Çünkü yetişkinlerle paylaşılmadığında olaylar maalesef daha da büyüyor.
Veliler ve ailelerin de yine siber zorbalıkla mücadele konusunda işbirliği içerisinde olması önemli. Eğer ebeveynler çocuklarını özel okula gönderiyorsa, mutlaka, orada, okulun teknoloji kullanımı konusunda kuralları var mı diye sorsunlar. Siber zorbalıkla mücadele etmek için bir yol haritaları var mı, bunu sorsunlar. Çocuğun başına böyle bir şey gelirse, bir mağduriyet yaşarsa nasıl müdahale edilecek, bu konuda okulların bir yol haritası çizmiş olmaları çok önemli. Ve eğer okulun böyle bir yol haritası varsa ve veliden destek isteniyorsa veliler de bu konuda destek olmak için ellerinden geleni yapmalılar. Çünkü bu üçlü şekilde çözülebilecek bir şey; yani öğrencinin/çocuğun kendisi, öğretmeni ve ebeveynin desteğiyle yürütülebilecek bir mücadele.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.